Vikipedi:Günün maddeleri/Mart 2019
- 1 Mart
![]() 1980 Yaz Olimpiyatları, 1979'da Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgal etmesi gerekçesiyle ABD önderliğinde boykot edildi. Bu nedenle sadece 80 ülkenin temsil edildiği Moskova Olimpiyatları'nda Japonya, Batı Almanya ve ABD gibi kayda değer ülkelerin takımları katılmadı. Batı ülkeleri Moskova Olimpiyatları'ndan genelde düşük standartlara sahip bir organizasyon olarak bahsedegeldiler ve sonuçlarla kazanılan madalyaların sportif değerine şüphe düşürdüler. Ancak en üst seviyede olmasa da, kırılan 36 dünya rekoru, 39 Avrupa rekoru ve 73 Olimpiyat rekoru ile sergilenen üst düzey beceri nedeniyle, Moskova Olimpiyatları için standartların altında olduğunu söylemek oldukça güçtür. Moskova Olimpiyatları Doğu Avrupa'da düzenlenmiş ilk olimpiyat oyunudur. Bu organizasyonu yapmaya diğer aday Los Angeles şehriydi. İkisi arasındaki seçim, 31 Ekim 1974 tarihinde Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin (IOC) 75. toplantısının yapıldığı Avusturya'nın Viyana şehrinde yapıldı. Moskova, Los Angeles'i 20'ye karşı 39 oyla geçti. Eski adı Dahomey olan Benin ile eskiden Rodezya adını taşıyan Zimbabve ilk kez yeni adlarıyla 1980 Yaz Olimpiyatları'na katıldılar. (Devamı...) |
![]() Babası bir papaz olan Tesla'nın annesi okuyup yazamamasına karşın, halk arasında pratik ev gereçleri mucidi olarak bilinirdi. Nikola'ya göre annesi, yaratıcı dahi olmaya adaydı. Babası her zaman papaz olmasını istiyordu, Tesla ise mühendislik okumayı istiyordu. Tesla ölümcül bir hastalık sırasında, mühendislik okursam çok daha iyi olurum demiş, babası da onu kıramamıştır. (Devamı...) |
- 2 Mart
![]() 2000 yılı itibarıyla dünyanın toplam ormanlık alanı 3.869 milyon hektar olup ormanlık alanın büyüklüğünün dünyanın toplam kara alanına oranı %29,6 dır. Ormanların birçok çeşidi olup, hepsinin farklı özellikleri vardır. Bu çeşitlere örnek olarak Ekvatoral yağmur ormanları, Mangrov ormanları, Tropik yapraklı ormanlar gibi örnekler olabilir. Dünyanın en canlı, en kuvvetli ve yayılma kabiliyeti en yüksek olan orman tipidir. Orman ekosistemi bu tipte en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Yüksek sıcaklık ve rutubetin bir araya geldiği yörelerde yağmur ormanı teşekkül etmiştir. Yağış miktarı esas itibarıyla 2000-4000 milimetre arasında değişmekle beraber bazı mıntıkalarda 10.000 milimetreye ulaşır. Ortalama yıllık sıcaklık 20-30 °C arasında değişir. En soğuk ayda 18 °C'nin altına düşmez. Mevsim değişmeleri olmadığından tropik yağmur ormanı ağaçlarında, ilkbahar ve sonbahar odunu meydana gelişi görülmez. Büyük çoğunluğu, daimi yeşil yapraklı ağaçlardan meydana gelen tropik yağmur ormanında ağaçların tepeleri zayıf, dallanma gevşek, gövde şekilleri düzensiz, ağaç kabukları parlaktır. Dallar üzerinde epiphyte denen eğrelti, orkide gibi konuk bitkiler, çeşitli sarılıcı ve tırmanıcı bitkiler, ormanın genel görünüşünde büyük rol oynarlar. Tozlaşma, böcekler ve kelebekler yoluyla olur. Tropik yağmur ormanının bazı ağaçları gövde üzerinde de çiçeklenme yapabilirler. Olağanüstü istila edici bir kuvvete sahiptir. Tedbir alınmadığı takdirde yolları, telefon, telgraf vs. gibi yapıları kısa zamanda kullanılmaz hale getirir.Bu orman ekvator bölgelerinde bulunur. Endonezya Takım Adalarında, Hindistan'da, Kamerun sahilinde, Amazon mıntıkasında, Brezilya'nın doğu sahilinde, Karayip Denizi sahillerinde ve adalarında yayılış gösterir. Tropik yağmur ormanları; Mangrov tropik iğne yapraklı ormanlar ve bambu ormanları olmak üzere üç grupta toplanır. (Devamı...) |
![]() 22 Ekim 1811'de Macaristan'ın Doborján (Raiding) kentinde doğan küçük Putzi (Franz Liszt), ilk piyano derslerini onun müzik dehasını keşfeden babasından aldı. Macar soyluları 6 yıl boyunca bu çocuk dahiye maddi destek sağlamayı kabul edince küçük yaşta babası ile Viyana’ya giderek Antonio Salieri’den ve Ludwig van Beethoven’in öğrencilerinden Karl Czerny’den dersler aldı. 12 yaşına geldiğinde dinleyicilerin, diğer müzisyenlerin ve kralların takdirini toplayan bir konser piyanisti olmuştu. Konservatura girmek için geldiği Paris’te, yabancı olduğu gerekçesiyle okula alınmadıysa da özel ders alarak teori ve beste çalıştı; ilk ve tek operası Don Sache’yi ve çeşitli piyano eserlerini besteledi. 1827’de babasını kaybettikten sonra henüz 15 yaşında iken piyano dersleri vererek annesinin geçimini sağlamaya çalışan Liszt, müziğe ilgisini kaybetmeye ve bu mesleğin anlamını sorgulamaya başladı. Kendisini edebiyat ve dini konulara kaptıran Liszt’in bu ilgilerinin etkisi hayatına ve eserlerine yansıdı. 1830 Devrimi ile yeniden sanata ve hayata dönmeye karar verdi. Asla bitiremeyeceği Devrim Senfonisi’ni yazmaya başladı. Besteciliğinin öne çıktığı bu dönemde Alphonse de Lamartine’in şiirlerini solo piyano için besteledi. Hector Berlioz ile tanıştı. 1832’de kemancı Niccolo Paganini’yi dinlemesi, yeniden virtüözlüğe ilgi duymasına neden oldu.; Pagani’nin La Campanella’sı üzerine bir fantezi yazdı. 1833’de Berlioz’un Fantastik senfonisini piyanoya uyarlamayı başardı. Paris günlerinde o sıralar Polonya'dan gelmiş olan Chopin'in yeteneğini duyup onu kendine rakip olarak düşündüyse de sonraları çok iyi arkadaş oldular. (Devamı...) |
- 3 Mart
![]() 2008 yılı verilerine göre altı Yıldız Savaşları filminin toplam hasılatı yaklaşık olarak 4.41 milyar dolardır. Bu hasılatla Yıldız Savaşları serisi, James Bond ve Harry Potter serilerinin ardından en çok hasılat yapmış üçüncü film serisi olmuştur. George Lucas filmleri, kitaplar, televizyon dizileri, video oyunları ve çizgiromanlar gibi birçok farklı alanda yayınların ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Üçlemede tasvir edilen kurguya pek çok yenilik getiren bu yan ürünler, serinin takipçileri tarafından Genişletilmiş Evren adıyla bilinen kurgusal evrenin oluşmasına imkan sağlamıştır. Bu yayınlar sayesinde filmler arasındaki boşlukta, Star Wars markasının popülerliği ve değeri korunmuştur. (Devamı...) |
![]() İsveç kralı V. Gustaf'ın oğluydu. 1902'de orduya girdi, 1932'de generalliğe yükseldi. Uppsala Üniversitesi'nde öğrenim gördüğü yıllarda başlayan arkeoloji ilgisi yaşamı boyunca sürdü. 1920'lerde Yunanistan, İtalya ve Kıbrıs'ta arkeolojik araştırma gezilerine katıldı. İsveç'teki eski anıtlar üzerine makaleler yazdı. Dünyada Asya çanak çömleklerinden oluşan en büyük özel koleksiyonlardan birine sahip olan Gustaf, Çin porselenleri konusunda otorite sayılırdı. 88 yaşındayken, İtalya'nın Acquarossa kentindeki Etrüsk harabelerinde sürdürülen kazı çalışmalarına katıldı. 1920'de ölen ilk karısı Connaught prensesi Margaret'ten beş çocuğu oldu. En büyük oğlu Västerbotten dükü Gustaf Adolf'u varis ilan etti. 1923'te Lady Louise Mountbatten'la ikinci evliliğini yaptı. Babasi V. Gustav, İsveç Kralı'in olumu ile Gustaf Ekim 1950'de tahta çıktı. Veliaht Gustaf Adolf'un 1947'de ölmesi üzerine, onun oğlu Karl Gustaf veliaht oldu. 1965'te Riksdag (Parlamento) kralların hükümdarlığa başlama yaşını 25'e yükseltti. Öte yandan 1971'de çıkarılan yasayla kralın yetkilerinin çoğu elinden alındı. Krallık büyük ölçüde sembolik bir makam haline geldi. (Devamı...) |
- 4 Mart
![]() Malavi Gölü, büyüklük bakımından Doğu Afrika'da sadece Tanganika ve Victoria Gölü'ne geçilir ve Yeryüzü'nün dokuzuncu büyük gölüdür. Gölden kaynaklanan akarsu, Shire Nehri'dir. Malavi Gölü'ne kıyısı olan ülkeler Tanzanya, Malavi ve Mozambik'tir. Gölün güney kısımları, geniş ve güzel plajlarıyla oldukça sevilir. Kuzeye doğru kıyılar dikleşir. Tamamen kuzeydeki Tanzanya kısmında Livingstone Dağları'nın 2.500 m yüksekliğe ulaşan dik duvarları gölün hemen yanından yükselir. Burada çok şiddetli rüzgarlar ve yüksek, tehlikeli dalgalar meydana gelir. Karşı tarafta bulunan Malavi kısmındaki Karonga ve Chilumba arası çok daha az sarpken Chilumba ve Nkhata Bay arası yeterince diktir. Malavi Gölü, balık türlerinin zenginliği ile (yaklaşık 1.500 tür) aquaristik (akvaryumculuk) alanda çok ünlüdür. Renk bakımından çok görkemli olan birçok tür, aquaristik alanda çok yaygındır. Bu balıklar, yumurtalarını ve yavrularını koruma amaçlı ağzında taşıyan Cichlidae familyasına (Cichlidler) aittir. İlginç olan ise, bu familyadan Tilapia cinsinin besin amaçlı ihracatta işe yaramasıdır. Bu balıklar ekonomik amaçlı sadece Malavi Gölü'nün en güney kısmında avlanırlar. Balıkçılar oyma kayıklarla da bu balıkları olta ile avlasalar da bunların miktarı ticareti yapılabilecek düzeyde asla değildir. Hemen kıyıdan ağ sallama ile balıkçılık çok daha yaygındır ancak balıkların büyük olanları burada bulunmaz. (Devamı...) |
![]() 1919’da Compton Ulusal Araştırma Kurulu tarafından ilk defa verilen iki burstan birini alarak yurtdışında eğitim görme fırsatı kazanmıştır. Gamma ışınlarının saçınımı ve absorpsiyonu konusunda çalışacağı Cambrigde Üniversitesi’ndeki Cavendish Laboratuarını tercih etmiştir. Daha sonraki araştırmaları sonucunda Compton etkisini bulmuştur. X-ışınlarını kullanarak ferromanyetizmi incelemi ve bu olayın elektron spinlerinin aynı hizaya gelmesi sonucu olduğu sonucuna varmıştır, ayrıca kozmik ışınlar üzerine çalışmış ve bunların prensipte pozitif yüklü parçacıklar olduğunu keşfetmiştir. 2. Dünya Savaşı sırasında ilk nükleer silahların geliştirildiği Manhattan Projesinde anahtar rollerden birini oynamıştır. Raporları projenin başlatılmasında önemli rol oynamıştır. 1942’de Metalurji Laboratuarının lideri konumuna gelmiştir ve sorumlulukları arasında uranyumu plutonyuma çevirecek reaktörleri üretmek ve tasarlamak, uranyum ile plutonyumu birbirinden ayıracak yolları bulmak ve bombanın tasarımını yapmak vardır. Compton Enrico Fermi’nin Chicago Pile-1 tasarımını öngörmüştür ve ilk nükleer reaktör olarak tasarım ilk defa 2 Aralık 1942’de çalıştırılmıştır. Metalurji Laboratuarı ayrıca Oak Ridge Tennessee’deki X-10 Graphite Reaktörünün tasarlanması ve işletilmesinden de sorumludur. Plutonyum üretimi Hanford alanındaki reaktörlerde 1945’de başlamıştır. (Devamı...) |
- 5 Mart
![]() Bugünkü gergedanların, üçü Asya'da, ikisi Afrika'da yaşayan beş türü vardır. Bunların hepsi iri yapılı, kısa ve kalın bacaklı hayvanlardır. Ayaklarında tek bir toynakla (geniş ve kalın tırnakla) çevrili üçer parmak bulunur. Kafaları iri ve ağır, kulakları geniş, ucu püsküllü olan kuyrukları ince ve oldukça kısadır. Son derece kalın olan derileri, kulaklarının tepesindeki tüy tutamları ile kuyruk püskülleri dışında tümüyle çıplaktır. Türleri ayıran en önemli fark burunlarının üstündeki boynuzların bir ya da iki tane olmasıdır. Asya'da yaşayan üç türden ikisi tek boynuzlu, öbür Asya türü ile iki Afrika gergedanı çift boynuzludur. İçlerinde en irisi olan Beyaz gergedanın ağırlığı beş tonu bulur. Gergedanların boynuzu öbür hayvanlarınki gibi kemikten değil, saç, kıl ve tırnakların yapısındaki (keratin) denen lifsi bir proteinden oluşmuştur. Bazı Asya ülkelerinde bu boynuzların doğaüstü güçler taşıdığına inanılır. Otçul hayvanlar olan gergedanlar genellikle tek başlarına ya da aile grupları hâlinde geniş otlaklarda, çalılık ve bataklık bölgelerde yaşarlar. Yalnız Sumatra gergedanı sık ormanlarda yaşar. Görme duyularının zayıf olmasına karşılık koku alma ve işitme duyuları çok gelişmiştir. Hayvanlar arasında kendilerinden daha güçlü düşmanları olmayan gergedanlar insanla karşılaştıklarında da genellikle kaçarlar. (Devamı...) |
![]() Müzik hayatına ağabeyiyle beraber AWOL'un U0P albümüne katkıda bulunarak başlamıştır. 1984 yılından günümüze, birçok alanda aktif olan Isaak temelinde müzik kariyerine odaklanmış; birçok albüme imzasını koymuştur. İlk albümü Silvertone'yi çıkardıktan sonra büyük beğeni topladı, David Lynch'nin filmlerine film müzikleri yaptı. 1988'de Babanın Metresi filminde palyaço rolü yaparak aktörlüğe başlayan Isaak, birçok filmde rol üstlendi. Lynch tarafından Mavi Kadife filminde başrol teklif edildiğinde bu rolde oynamayı reddetti. 2001-2004 yılları arasında The Chris Isaak Show adlı programı sundu. Isaak şu anda Amerikan Biyografi Kanalında yer alan The Chris Isaak Hour'u sunmaktadır. Chris Isaak 26 Haziran 1956'da Stockton'da St. Joseph's Hastanesinde doğdu.< Annesi Dorothy patates cipsi fabrikası işçisi, babası Joe ise forklift sürücüsüydü. Annesi İtalyan asıllı Amerikandır. Nick ve Jeff adında iki kardeşi vardır. 1961 ve 1970 yılları arasında ilköğrenimini Stockton's Woodrow Wilson Elementary School ve Daniel Webster Junior High okullarında gerçekleştirmiştir. Isaak'a 1971 yılında ilk gitarını kız arkadaşı Carole Low hediye etmiştir. Isaak genç yaşta iken ailesi ve kendisinin aldığı ikinci el Elvis Presley kayıtlarıyla kendi müzik eğitimini geliştirdi. Dinlediği kayıtlar onun müzik sesini belirlenmesinde etkili oldu. Isaak ve ağabeyi Nick akustik gitarlarıyla birbirlerine uyum sağlayarak amatör şekilde gitar çalmaya başladılar. (Devamı...) |
- 6 Mart
![]() Bu seri Fuji Dağı'na odaklanan en ünlü ukiyo-e serisi olsa da, aynı konuda pek çok başka seri de mevcuttur. Hiroshige'nin 36 Fuji Dağı Manzarası ile yine Hokusai'ye ait olan 100 Fuji Dağı Manzarası da bunların arasındadır. Fuji Dağı, kültürel ve dini önemi sebebiyle Japon sanatının en popüler konularından biridir. Bambu Kesicisinin Öyküsü (Japonca: 竹取物語; Taketori Monogatari) isimli 10. yüzyıldan kalma halk öyküsünde bir tanrıçanın hayat iksirini dağın zirvesine sakladığı anlatılır. Bu yüzden de Henry Smith'e göre "Fuji Dağı eskiden beri ölümsüzlüğün sırrının bulunduğu yer olarak görüldü ve bu gelenek Hokusai'nin dağa ilişkin saplantısının da kaynağını oluşturuyordu." Serideki resimler arasında en ünlüsü İngilizcede The Great Wave off Kanagawa (神奈川沖浪裏 Kanagawa Oki Nami Ura) (Kanagawa Açıklarında Büyük Dalga) olarak bilinen resimdir. Resmin isminin daha doğru tercümesi Kangawa Açıkları, Bir Dalganın Sırtı (ya da Altı) şeklindedir. Resimde büyük bir dalga üç tekneyi tehdit ederken Fuji Dağı arka planda yükselmektedir. Genelde tsunami olduğu düşünülse de dalga, aslında muhtemelen büyük bir okyanus dalgasıdır. (Devamı...) |
![]() Batı Roma İmparatorluğu'nun son imparatoru olan Romulus Augustus'u 476 yılında düşüren ve imparatorluğu çökerten kumandan olarak ün yapmıştır. Batı Roma İmparatorluğu'na son vererek Orta Çağ'ı başlatan kişi olarak bilinir. Tarihte Romalı olmayıp da tüm İtalya'yı yönetmiş olan tek kraldır. Odoacer'in geçmişi hakkında tam olarak kesin bilgiler bulunmamaktadır. Odoacer'in kabilesinin başında bulunan Edekon, Hun kralı Attila'nın boyunduruğunu kabul etmişti. Ailesinin kökeni tam olarak belli değildir. Kimi kaynaklar Ostrogot asıllı olduğunu savunmaktadır. Özellikle geçmişte Ostrogot kabilelerinde yaşadığına dair önemli deliller bulunuyordu. Aynı yıllarda yaşamış tarihçi Jordanes ise Odoacer'in İtalya kralı olmadan önce, ismi Turcilingi olan, kökeni bilinmeyen bir kavmin lideri olduğundan bahsetmiştir. Turcilingi kavmi hakkında kesin olarak bilinen tek şey Avrupa kökenli bir kavim olmadığıdır. Bu kavmin Hunlar ile beraber Asya'dan gelmiş bir Türk kavmi olabileceği yönünde teoriler de vardır. Odoacer'in aslı hakkında 1946'da "American Historical Review" adlı büyük akademik itibarlı bir tarih akedemik kaynağında Amerikan tarihçileri R.L.Reynolds ve R.E.Lopez diğer bir tez ortaya atmışlardır,. Bu yazarlara göre Odoacer'ın aslı Germen değildir, çünkü bu sözcüğün Germenik dillerde etimolojisi bulunamamıştır. (Devamı...) |
- 7 Mart
![]() 7 Mayıs 2007'de, ABC Entertainment Başkanı Stephen McPherson, Lost'un 2009-2010 sezonunda "çok beklenen ve şok edici final" ile sona ereceğini duyurdu. McPherson, "Biz, bunun Lost'a yaratıcı bir son vermenin tek yolu olduğunu anladık." dedi. 2007-2008 sezonundan itibaren üç sezonun yayınlanacağı ve her sezonun 16 bölümden son üç sezon ise toplam 48 bölümden oluşarak Lost'un altıncı sezonuyla sona ereceği açıklandı. Hollywood grevi nedeniyle dördüncü sezon 14 bölümden meydana geldi ve beşinci sezonda 17 bölüm yayınlandı. Altıncı sezon da 17 bölüm olarak planlandı. Fakat 29 Haziran'daki final bölümünün süresi bir saat olacağından dolayı toplam bölüm sayısı 18 olacağı açıklandı. (Devamı...) |
![]() Türkiye'de Kürt sorununa çözüm amacıyla 2012 yılında başlayan çözüm süreci ile birlikte TAK saldırılarına ara verdiğini açıkladı. Haziran 2015'te çözüm sürecinin sona ermesi, Hendek operasyonları ve ardından gelen karşılıklı çatışmalar silsilesi nedeniyle Haziran 2015'ten beri PKK tarafından birçok kez saldırı düzenlendi. TAK ise 3 yıl aradan sonra yeni dönem saldırılarının başlangıcı olarak tanımladığı Sabiha Gökçen Havalimanı saldırısını düzenledi. Ayrıca devam eden Suriye İç Savaşı nedeniyle Türkiye ile birlikte birçok ülke Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından hedef alındı. (Devamı...) |
- 8 Mart
![]() Filateli ile uğraşanlara filatelist denir. Çoğunlukla pul koleksiyonculuğu ile karıştırılır, oysa pul koleksiyonculuğu posta pulları ve posta pulları ile ilgili maddelerin biriktirilmesinden ibaretken, filateli, pulları bir inceleme konusu olarak değerlendirir. Koleksiyonculuk Filateli alanının bir parçası değildir, yani filatelik çalışma yapmak için çalışma konusu malzemeleri toplamak gerekli değildir. Elbette filatelistler arasında aynı zamanda koleksiyoncu olanlar çoğunluktadır. Pullar incelenirken pul maşası ile tutularak zamkın zarar görmemesi sağlanır, ve parmaklardaki yağlardan korunmuş olur. Güçlü bir büyüteç ise pulun kâğıt ve baskısındaki detayların daha iyi görülmesini sağlar. Ayrıca odontometre ile pulların dantel ölçülerinin ölçülmeside gerekebilir. Türk filatelisinde sıklıkla dönemler halinde çalışmalar yapılabilmektedir. (Devamı...) |
![]() Léo Delibes Fransa'nın Pays de la Loire bölgesinde şimdi "La Fleche" şehrinin bir mahallesi olan Saint-Germain-du-Val adlı bir köyde doğmuştur. Babası bir postacı idi ve Delibes küçük yaşta iken öldü. Annesi çok yetenekli bir amatör müzisyen idi ve büyük babası bir opera şarkıcısı idi. Delibes annesi ve dayısı tarafından yetiştirildi. 1847'de Paris'e gidip Paris Konservatuvarı'nda eğitimine başladı ve Adolphe Adam tarafından verilen kompozisyon derslerini almaya başladı. Bir yıl sonra şan dersleri takibe başladı ise de şarkıcılıktan daha çok bir orgcu olarak yetişti. Konservatuvara devam ederken geçimini sağlamak için "Theatre Lyrique"de provalara piyano eşlik sağlama ve koro lideri işlerinde çalıştı. 1864'te Paris Operası'nda ikinci koro lideri oldu. 1865-1871 döneminde "Saint-Pierre-de-Chaillot" kilisesinde orgculuk yaptı. Delibes bir seri operet hazırlamıştır ve bunlardan ilki 1865'te Folies-Nouvelles'de galası yapılan "Deux sous de charbon, ou Le suicide de Bigorneau (İki Şu Değerine Kömür veya Bigorneau'nun İntiharı)" olmuştur. III. Napolyon için Algers (Cezayir) temalı ve aynı adlı bir törensel kantata ile o zamanki Fransız devlet başkanının ilgisini çekti. 1866'da kareografisini Leon Minkus'un yaptığı, hazırladığı "La Source (Kaynak)" adlı bale çok popüler oldu. 1870'te hazırlamış olduğu bir mekanik oyuncağın bir köylü gencini yaşayan sevgilisinden ayırması temasını işleyen Coppelia adlı bale eseri ile sanatının zirvesine eriştiği kabul edilir. Delibes bundan sonra 1876'da "Sylvia" adlı bir diğer bale eseri de hazırlamıştır. (Devamı...) |
- 9 Mart
![]() Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Bakir Izetbegović ve Sırbistan Başbakanı Aleksandar Vučić, sel felaketi nedeniyle uluslararası yardım çağrısı yaptı. Bosna-Hersek'te sel sularının neden olduğu heyelanlar sebebiyle, 1992-1995 yıllarında yaşanan Bosna Savaşı'ndan kalma 120.000'den fazla mayın yer değiştirdi ve sürüklendi. Ayrıca, 20 Mayıs'ta Bosna-Hersek'te, 21-22-23 Mayıs tarihlerinde ise Sırbistan'da ulusal yas ilan edildi. Devamı |
![]() Syngman Rhee, Hwanghae Eyaleti'nin Daegyeong-ri şehrinde asilzade Yangban soyunun bir üyesi olarak doğdu. Rhee, Joseon Kralı Kral Taejo'nun en büyük oğlu olan Prens Yangnyeong'un soyundan geliyordu. Pai Chai Hak Dang'a devam ederken Kore'nin Japon hegamonyasına karşı mücadelesinde aktif olmaya başladı. Japon monarşisine karşı yaptığı gösteri yapması nedeniyle tutuklandı. 1904'te serbest bırakıldıktan sonra Birleşik Devletler'e gitti. George Washington ve Princeton Üniversitelerinden mezun olarak birkaç dereceye sahip oldu. Batılılaşarak ailesinin önceki adını ve kendi adını batılı tarzda yazmaya başladı. 1910'da Japonya istilaya başlamıştı ki Kore'ye döndü. Politik çığırtkanlığı ordu tarafınfan hoş karşılanmayınca 1912'de Çin'e gitti. 1919'da bütün bağımsızlık yandaşı gruplarla bir araya gelerek Şangay'de "Geçici Hükümet"i oluşturdu. Başkan olarak seçildi ve görevini 1925'e kadar sürdürdü. "Geçici Meclis"teki otoritesini kötüye kullanma suçuyla itham edildi. (Devamı...) |
- 10 Mart
![]() |
![]() Ne-Yo, müzik sanayisine R&B şarkıcısı Mario için yazdığı "Let Me Love You" parçasıyla adım attı. Parçanın ABD'deki başarıları sonucunda, Ne-Yo ve Def Jam şirketinin başkanı arasında, sözleşme imzalamak üzere bir görüşme gerçekleşti. Ne-Yo, 2006 yılında, ABD'de bir numara olan hiti "So Sick"in de içinde yer aldığı In My Own Words adlı ilk albümünü Def Jam şirketi aracılığıyla piyasaya sundu. Ne-Yo, 18 Ekim 1979'da Arkansas eyaletinin Camden şehrinde dünyaya geldi ve Shaffer Chimere Smith adıyla vaftiz edildi. Müzisyen olan babası Afrikalı-Amerikalı ve yine müzisyen olan annesi de Afrikalı-Amerikalı ve Çinli-Amerikalıdır. Anne ve babası, Ne-Yo küçük yaştayken ayrıldı ve Ne-Yo annesinin yanında, Las Vegas, Nevada'da büyüdü. Ne-Yo, Las Vegas temelli Envy grubunun bir üyesiydi. 2000 yılında grubun dağılmasıyla, Columbia Records şirketiyle anlaştı. İlk albümünün kayıtlarını tamamladıktan sonra, albümü yayımlayamadan şirketle ilişkisini kesti. (Devamı...) |
- 11 Mart
![]() Doğada dağılmış olarak ve çok küçük yüzdelerde, yalnızca atmosferde değil, aynı zamanda yeraltından çıkan doğal gazların bileşiminde de bulunur.Kuru havanın, hacim olarak %0,0018'ini oluşturur. Renksiz bir gazdır. En dış yörüngesinin sekiz elektron içermesi nedeniyle çok kararlı bir yapıya sahip olan neon, kimyasal bağlar ve bileşikler oluşturmaz. Değerliliği sıfırdır. Ticari amaçla, sıvılaştırılmış havadan ayrıştırılır. Çoğunlukla aydınlatmada kullanılır. Neon gazı içeren bir tüpte düşük basınç altında oluşturulan elektrik dolaşımı, parlak turuncu bir ışığın salınmasına neden olur. Bu nedenle neon gazı, argon, kripton ve ksenon gibi öbür soy gazlarla beraber reklam amacına yönelik aydınlatıcı tüplerinin doldurulmasında kullanılır. Aydınlatma tüplerinin, uzunlukları büyük, çapları küçük olup, yüksek gerilimle beslenirler. Neon atomu on proton, on nötron ve on elektrona sahiptir. Soy gazlardandır ve herhangi bir kimyasal bağ yapamaz. Neon 1898 yılında William Ramsay ve Morris Travers tarafından keşfedilmiştir. (Devamı...) |
![]() İsveç Stockholm'da doğdu. İtalyan koreograf Filippo Taglioni'nin kızıydı ve eğitiminde babasının büyük etkisi oldu. 1822 yılında Viyana'da ilk kez sahneye çıkmasının ardından, 1832'de babasının koreografisini yaptığı ve Paris Operası'nda oynanan La Sylphide balesinde yer aldı. Taglioni, La Sylphide balesinde (İngilizce "en pointe" olarak tabir edilen) parmaklarının ucunda dans ederek, bu tekniği kullanan ilk balerin oldu. Marie Taglioni aynı zamanda La Sylphide giydiği üstü oturan altı çan gibi kabarık eteğiyle bugün balerinlerin giydiği klasik bale kıyafetini ilk kullanan oldu. Marie Taglioni, romantik balenin Paris'te en ünlü temsilcisi oldu. Ancak ünü yalnızca Paris'le sınırlı kalmadı o aynı zamanda Londra, Milano, Viyana, Berlin ve Sankt-Peterburg'da da sahne aldı ve buralarda da hayranlık ve saygıyla karşılandı. (Devamı...) |
- 12 Mart
İstanbul’un Klasik döneminden günümüze kadar ulaşmış en eski büyük boyutlu anıttır. 29 boğumu günümüze ulaşan bronz sütun, MÖ 479'da Pers ordusu karşısında birleşen Yunan şehirlerinin kazandığı zafer anısına yapılmış ve Delfi'deki Apollo mabedine dikilmişti. Eserin İstanbul’a İmparator Konstantin tarafından 324 yılında getirildiği kabul edilir. Şehri böceklere ve sürüngenlere karşı korumak için büyülü güçlere sahip olduğuna inanılırdı. Günümüze 5metrelik bölümü gelebilmiştir; alt ve üst kısmı kırıktır. Yılanlı Sütuna ait yılan kafalarından ikisi kayıptır; üçüncü kafa İstanbul Arkeoloji Müzesi'ndedir. Devamı... |
![]() Genellikle 20. yüzyılın dilbiliminin ‘babası’ olarak düşünülmektedir. Özellikle yapısalcılık ve göstergebilim alanında adını duyurmuştur. Ferdinand, doğabilimcisi Henri de Saussure ve Louise Elisabeth de Pourtalès’in oğlu ve Nicolas Theodore de Saussure’ün torunudur. Almanya’nın Leipzig şehrinde üniversite eğitimi almıştır ve Berlin'de bir dönem Heinrich Zimmer'in yanında Hint-Avrupa Dilleri üzerine çalışmıştır. Leipzig'de doktorasını yazdıktan sonra 1881 yılından 1891 yılına kadar Paris'te École pratique des hautes études okulunda ders vermiştir. 1891 yılından ölümüne kadar Cenova Üniversitesi'inde Tarih ve Hint Avrupa dillerinin karşılaştırılması alanında profesörlük yapmıştır. Ferdinand de Saussure, Cenova Üniversitesi’nde 1906 yılından 1911 yılına kadar Genel dilbilim üzerine dersler vermiştir. Devamı... |
- 13 Mart
![]() Elbise hayvan hakları savunucularının eleştirilerine maruz kaldı. Basın et elbise fikrinin özgünlüğünü çağdaş sanat ve popüler kültürden benzer örneklerle karşılaştırmalar yaparak tartışmaya açtı. (Devamı...) |
10 Kasım günleri saat 09.05'te çalan siren sesleriyle birlikte Türkiye genelinde 2 dakika süreyle Atatürk anısına saygı duruşuna geçilmektedir. Ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi binası önündeki bayraklar hariç, Türkiye'deki tüm resmi binalarda ve ülkenin dış temsilciliklerde bayraklar, yas göstergesi olarak yarıya indirilir. Anıtkabir'de bulunan bayraklar diğer günlerde hiçbir sebeple yarıya indirilmez. Bayrağın sürekli çekili bulunmadığı yerlerde, bayrak önce göndere çekilir; daha sonra da yarıya indirilir. (Devamı...) |
- 14 Mart
![]() Çoğu optik olay ışığın klasik elektromanyetizma tanımı ile açıklanabilmektedir. Işığın elektromanyetik tanımlarını tam anlamıyla pratikte kullanmak zordur. Pratik (uygulanabilir) optikte genelde basitleştirilmiş modeller kullanılır. Bu modellerin en yaygını olan geometrik optik; ışığı bir demet olarak ele alır ve ışığı yüzeylerden yansırken, geçerken bükülen bir çizgi varsayar. Fiziksel optik ise ışığın daha kapsamlı bir modelidir. Geometrik optikle açıklanamayan dalga, kırınım, girişim olaylarını barındırır. Tarihsel olarak ışığın demet temelli modeli dalga modelinden önce geliştirilmiştir. 19. yüzyılda elektromanyetik teorideki gelişim ışık dalgalarının aslında elektromanyetik dalga olduğunu göstermiştir. Bazı optik fenomenleri dalga parçacık ikiliğini ortaya çıkarır. Bu etkiler kuantum mekaniği ile açıklanır. Işığın parçacık modeli söz konusu olduğunda ışık foton adı verilen parçacıkların birleşimi olarak modellenir. Kuantum optiği, kuantum mekaniğini optik sistemlerine uyarlar. (Devamı...) |
![]() Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar; "Bursa'da Zaman" şiiri ile geniş bir okuyucu kitlesi tarafından tanınmış bir şairdir. Şiir, hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi gibi birçok türe yönelen Tanpınar, Yirmi Beş Senenin Mısraları” adı altında beş yazılık bir deneme serisi de yayımlamıştır. TBMM VII. dönem Maraş milletvekilidir. 23 Haziran 1901'de Şehzadebaşı’nda doğdu. Babası Gürcü asıllı Hüseyin Fikri Efendi, annesi Nesime Bahriye Hanım’dır. Tanpınar, ailenin üç çocuğundan en küçüğüdür. Çocukluğu, kadı olan babasının görev yaptığı Ergani, Sinop, Siirt, Kerkük ve Antalya’da geçti. Annesini Kerkük’ten yaptıkları bir yolculuk sırasında 1915’te tifüsten kaybetti. Lise öğrenimini Antalya’da tamamladıktan sonra yükseköğrenim için İstanbul’a gitti. Halkalı Ziraat Mektebi'nde bir yıl yatılı olarak okuduktan sonra 1919 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne girdi. Yahya Kemal’in öğrencisi oldu. Yahya Kemal onun şiir zevkinin, millet ve tarih hakkında görüşlerinin oluşmasında önemli rol oynadı. Celâl Sahir Erozan’ın bir şiir ve hikâye toplamı şeklinde yayımladığı seriden “Altıncı Kitap”’daki “Musul Akşamları”, yayımladığı ilk şiir oldu (Temmuz 1920) Yahya Kemal’in çıkardığı Dergâh’ta 1921-1923 arasında 11 şiiri yayımlandı. 1923 yılında Şeyhî’nin Hüsrev ü Şirin adlı mesnevisi üzerine yazdığı lisans teziyle Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu. (Devamı...) |
- 15 Mart
![]() Mekkeli paganlar Uhud Muharebesi'nde kesin bir zafer kazanamamışlardı. Ayrıca Uhud Muharebesi'nden sonra Müslümanlar, Medine'nin doğusuna ve kuzeyine bazı seferler yaparak Mekke kervanlarının Mısır, Suriye ve Irak yolunu kapattırmışlardır. İslam Peygamberi, ihanetleri yüzünden Beni Nadir kabilesini Medine’den sürgün edince, onlar Hayber’e gittiler ve orada diğer Yahudileri de Peygamberle savaşmak için tahrik ettiler. Beni Nadir kabilesinin bu eylemini Hendek savaşının başlamasının asıl sebeplerinden biri olarak sayılabilir. (Devamı...) |
![]() Perez, Kübalı bir ailenin çocuğu olarak Miami'de doğdu. Üç yaşındayken Küba'nın ulusal kahramanı ve şairi José Martí'nin şiirlerini ezberden okuyabiliyordu. Kariyerinin başlarında mavi gözlü bir beyaz olarak güneyden ve Küba kökenli olduğu için birçok problemle karşılaştı. Ayrıca pop müzik türü olan Miami bass'tan etkilendi ve Celia Cruz ve Willy Chirino'yu kendine ilham kaynağı olarak belirtmiştir. Perez'in ailesi gençken ayrıldılar ve Perez annesi tarafından yetiştirildi. Bir süre sonra Foster ailesi ile Georgia'da yaşadı. Yeni ailesi onu 16 yaşında uyuşturucu satıcısı olduğu için babasının daha önceden yaptığı gibi evden kovdu. Sonra Coral Park Lisesi'nden mezun oldu ve rapçilik üzerine olan kariyerine odaklandı. "Pitbull" sahne ismini kullanmasının ardındaki sebebin Pitbull cinsi köpeğin saldırdığı kişiyi ısırınca kilitlenmesinin olduğunu söylemiştir. Miami'de Lil Jon ile tanıştıktan sonra 2002 yılında Lil Jon ve East Side Boyz'un albümü Kings Of Crank'da yer aldı. Pitbull'un "Oye" şarkısı 2003 yılında vizyona giren 2 Fast And 2 Furious (Daha Hızlı Daha Öfkeli) filminde yer aldı. Ek olarak Pitbull popüler rap müzik freestyle ve remikslerinden oluşan birçok mixtapes yayınladı. (Devamı...) |
- 16 Mart
![]() Napolyon Savaşları, Fransız Devrimi’nin ardından, monarşiye karşı fikirlerin ve siyasal etkinliklerin Avrupa’nın bütününe yayılmasını engellemeye çalışan Fransa dışındaki devletlerin oluşturduğu Koalisyon güçleriyle Fransız Devrim Orduları arasında Napolyon’un siyasi ve askeri liderliği altında sürmüş çatışmalardır. I. Koalisyon, 1792 yılında 1. Fransa Cumhuriyeti’ne karşı Büyük Britanya, Avusturya Arşidüklüğü, Prusya Krallığı, Sicilya ve Piemonte tarafından oluşturulan ilk koalisyondur. 1796 yılında, Alpler Ordusu'nun başkomutanlığına atanan Napolyon, yetersiz donatılmış ve her türlü ikmal malzemesi açısından ihmal edilmiş olan bu orduyu kısa süre içinde savaşabilecek bir duruma getirdi. Aslında Napolyon’un İtalya Seferi için emrine verilmiş olan ordu, bu çapta bir harekat için yetersiz bir askeri güçtür. Emrindeki üst rütbeli subaylar, kendisi gibi Fransız Devrimi sonrasında hızla terfi etmiş, ama deneyimsiz subaylardır. Hızlı terfi etmelerinde, savaş alanlarında gösterdikleri beceri ve yeteneğin payı büyüktür, ama bu çapta birliklere komuta etmeleri yeni bir deneyim olacaktır. İtalya Seferi’nde Napolyon’un kurmayları, daha sonraki muharebelerde de birlikte çarpışacağı subayları olacaktı. (Devamı...) |
![]() 30 Ekim 1973'te, Orangeville, Ontario, Kanada'da doğan Edge'in annesi Judy Edge, oğlunu yetiştirmek için iki ayrı işte çalışmış bekar bir anne idi. Edge, babası ile hiç tanışmamış, bir fotoğrafını bile görmemiştir. Mr. Perfect, Randy Savage, Hulk Hogan, Ricky Steamboat, Shawn Michaels ve Bret Hart en sevdiği güreşçilerin arasındadır. 18 yaşına geldiğinde profesyonel güreşçi olma isteği ile ilgili bir kompozisyon yarışmasını kazanan Edge, ödül olarak Sully's Gym'de ücretsiz güreş eğitimi teklifi aldı. Kazanması sonucunda Toronto'da Sweet Daddy Siki ve Ron Hutchinson tarafından eğitildi. Güreş isteklerini bir kenara bırakarak faturalarını ödemeye yardımcı olan Edge, güreş dışında çeşitli işlerde çalışmış ve Humber Kolejinden radyo yayıncılığı konusunda diploma alarak mezun olmuştur. 1990'lara doğru Edge, Sexton Hardcastle adı altında Ontario ve ABD'nin Büyük Göller yöresi'ndeki çeşitli bağımsız alanlarda yer aldı. Joe Legend ile Sex and Violence (Seks ve Şiddet) bağ takımının bir parçası olmuştur. 1997'de Sex and Violence; Christian Cage (Edge'ın çocukluk arkadaşı Jason Reso), Bill Skullion ve Rhino Richards'ı da alarak "Thug Life" adında bir takıma dönüşmüştür. Bu bağımsız kariyeri boyunca Legend ile ICW/MWCW Ortabatı Birleştirilmiş Bağ Unvanı'nı kazanmıştır. Parlamaya başladığı 1990'lı yıllardan itibaren güreşe ortak ilgi duydukları lise arkadaşı Christian ile tam 7 kere Tag Team kemeri kazanmıştır. Sonra hikâye gereği Christian, Edge'e saldırmıştır. Edge bundan sonra tek başına başarı göstermeye çalışmış Rey Mysterio, Hulk Hogan, Chris Benoit gibi isimlerle takım olmuş ve önemli başarılara imza atmıştır. Eylül 2004'te geçirdiği sakatlıktan dolayı Kıtalararası Kemerini bırakmak zorunda kalmış, sakatlık sonunda iyi adam rolü tutmadığı için o da "Rated R Superstar" olmuştur. Ekim 2004 başlarında takım arkadaşları Chris Benoit ve Shawn Michaels'a saldırmıştır. (Devamı...) |
- 17 Mart
![]() Vietnam'ın arkeolojik tarihi, 2500 yıl öncesine dayanmaktadır. Ancak tüm tarihi değerleri ve yaşamsal bulgularıyla, Vietnam tarihi 4000 yıllık büyük bir tarihtir. Vietnam, MÖ 1. yüzyıldan 10. yüzyıla kadar Çin Uygarlığı'nın egemenliği altında kalmıştır. 939 yılında bir grup Vietnam zümresi tarafından ülke, Çin'e karşı bağımsızlığını kazanmıştır. 968 yılında ise Vietnam, resmi olarak kendi resmi benliğini ilan etmiştir. (Devamı...) |
![]() |
- 18 Mart
![]() Fizik en eski akademik disiplinlerden biridir. 16. yüzyıldan bu yana kendi sınırlarını çizmiş modern bir bilim olmasına karşın, Bilimsel Devrim'den önce iki bin sene boyunca felsefe, kimya, matematik ve biyolojinin belli branşları ile eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Buna karşın, matematiksel fizik ve kuantum kimyası gibi alanlardan dolayı fiziğin sınırlarını net olarak belirlemek güçtür. Fizik, diğer disiplinleri etkilemesi bakımından da önemlidir. Bunun nedeni kısmi olarak ondaki gelişmelerin genellikle teknolojiye uygulanmasıyken, fizikteki yeni fikirlerin matematik ve felsefe gibi diğer disiplinleri etkilemesinin katkısı da büyüktür. Örneğin, elektromanyetik ve nükleer fizikteki yenilikler günümüz toplumunun gelişmesinde önemli yer tutan televizyon, bilgisayar, elektrikli ev eşyaları, nükleer silahlar gibi ürünlerin, termodinamikteki yenilikler motorlu taşımanın, mekanikteki yenilikler kalkülüsün gelişmesine neden olmuştur. Fizik kuarklar, nötrinolar ve elektronlar gibi temel parçacıklardan galaksi süperkümelerine kadar çok geniş bir yelpazede birçok fenomeni inceler. Diğer her şeyin kendilerinden oluştuğu bu fenomenleri incelemesi itibarıyla fizik zaman zaman “temel bilim” olarak da anılır. Fizik doğadaki çeşit çeşit fenomeni daha basit fenomenlerle açıklamaya çalışır. Böylece fizik hem gözlemlenebilir şeyleri temel nedenlere indirgemeye hem de bu temel nedenleri birbirleriyle ilişkilendirmeye çalışır. (Devamı...) |
![]() Batı Hint Adalarındaki Fransız sömürgesi olan Saint-Domingue'ye (Haiti) köle olarak getirildi. Siyah olan efendisinin yanında tarım işçisi olarak 1791'e değin çalıştıktan sonra, Fransız Devrimi'nin doğurduğu kargaşadan yararlanarak başlatılan köle ayaklanmasına katıldı. Sonraki 10 yıl içinde, Fransa'daki devrimci hükümete bağlılığını bildirerek kendini Saint-Domingue genel valisi ilan eden siyah önder Toussaint L'Ouverture'ün yardımcılığına getirildi. Sömürgeyi yeniden ele geçirmek amacıyla Napolyon Bonapart'ın gönderdiği Fransız birlikleri 1802'de Toussaint'i devirince Dessalines yeni yönetime boyun eğdi. Ama 1803'te Napolyon'un, 1794'te Konvansiyon'da alınan bir kararla kaldırılan köleliği yeniden kurmak istediğini ilan etmesi üzerine, öteki siyah ve mulatto (Avrupalı-Afrikalı karışımı) önderlerle birlikte Fransız yönetimine karşı mücadeleye girişti. İngilizlerin de yardımıyla Fransızların Saint-Domingue'dan atılmasından sonra, Dessalines genel vali oldu ve 1 Ocak 1804'te Saint-Domingue'nin bağımsızlığını ilan ederek ülkenin Aravak dilindeki adı olan Haiti'yi benimsedi. Aynı yılın eylül ayında I. Jacques adıyla kendisini imparator ilan etti. Dessalines, Toussaint'in izlediği politikaların çoğunu olduğu gibi sürdürdü. Bu arada, ülkenin yeniden geçimlik ekonomiye dönmemesi için plantasyonlarda uygulanan angarya sistemini de korudu. Beyazlara karşı, Toussaint'den çok daha acımasız davrandı; beyazların topraklarına el koyarak mülk sahibi olmalarını yasakladı.Belki de olası bir Fransız istilasında beyazların beşinci kol işlevi göreceğinden korktuğu için, binlerce kişinin yok edildiği operasyonlar düzenledi. (Devamı...) |
- 19 Mart
![]() İsrail'in kesin üstünlüğü ile bitmiştir. Bu savaştaki önemli olaylardan biri de savaşı gözlemlemek üzere gönderilen USS Liberty adlı bir Amerikan gemisinin İsrail tarafından saldırıya uğramasıdır. Şimdiki birçok sorunun temelini oluşturur. Savaşın sonunda Mısır'dan Sina Yarımadası'nı, Suriye'den Golan Tepeleri'ni ve Filistin'in Gazze Şeridi ile Batı Şeria topraklarını alan İsrail topraklarını dört katına çıkarmıştır. Savaş sonrasında Sina Yarımadası'ndan Mısır lehine çekilen İsrail ilerleyen dönemlerde diğer toprakları ilhak ettiğini açıklamıştır. Bu kararları tanınmadığı gibi, İsrail'in BM Kararlarını da uygulamaması sonraki dönemde bölgede birçok sorunun kaynağını oluşturmuştur. Savaş sonrasında toplanan BM Güvenlik Konseyi' nde Türkiye arabulucu olarak davet edilmiş ve konseyde İsrail'i destekleyen bir tutum sergilemiştir. (Devamı...) |
15 Mayıs 2012 - 31 Mart 2014 tarihleri arasında Fransa Başbakanı olarak görev yapmıştır. Sosyalist Parti'nin bir üyesidir. Daha önce Nantes Belediye Başkanlığı yapmıştır. 1997 ile 2012 yılları arasında Fransa Ulusal Meclisi'nde Sosyalist Parti Grup Başkanı olmuştur. Jean-Marc Ayrault Maulevrier'de St. Joseph Katolik ilkokuluna gittikten sonra 1961 ve 1968 yılları arasında Cholet'de Lycée Colbert Lisesi'nde okudu. Ardından Nantes Üniversitesi'nde Almanca okudu. 1969-1970 yılında Almanya'nın güneyinde Würzburg'da bir dönem yaşamını sürdürdü. 1977 yılında Saint-Herblain belediye başkanlığına seçilmiş 1979 yılında Sosyalist Parti Parti Meclisi üyeliğine 1981 yılında da Merkez Yönetim Kurulu üyeliğine seçilmiştir. 1989 yılında Nantes Belediye Başkanlığına %50,19 oranında oy alarak ilk turdan seçilmiştir. 1986 yılından itibaren milletvekili seçilmiştir. 1997 seçimlerinin ardından mecliste sosyalist grubun başkanlığına seçilmiş ve bu görevi başbakan oluncaya dek 15 yıl sürdürmüştür. (Devamı...) |
- 20 Mart
![]() Fotoğrafta en önemli unsur ışıktır. Işık üzerine vurduğu nesneleri görülebilir kıldığı gibi, fotoğraf oluşumunu da sağlar. Bu yüzden fotoğrafı çekecek makinedeki objektif de önem arzetmektedir. Objektifin diyafram değeri ne kadar küçükse içeriye giren ışık miktarı da o kadar çok olacağından fotoğraf çekiminde daha yüksek enstantaneler kullanılabilinecektir. Diyafram'ın 1, olması objektife gelen ışığın tamamının sensöre düşmesidir. Kaliteli ve pahalı lenslerin diyafram değerleri genel olarak 2,8 ve daha düşüktür. Fotoğrafın çekilebilmesi için ışık şarttır. Işık herhangi bir kaynaktan cisime gelir. Cisimden yansıyan ışık bir algılayıcıya yani göze ya da filme ya da sensore geldiği zaman görünür olur ve renkleri konusunda bilgi verir. Cisimlerin renkleri üzerine gelen ışığın ışık ısısı ve ne kadarını absorbe edip ne kadarını hangi dalga boyunda yansıttığına göre algılanır. Örneğin beyaz duvar sarı ışık ile aydınlatıldığında sarı, mavi ışık ile aydınlatıldığında ise mavi renk olarak görünür. Ancak kırmızı renkli cisim yeşil ışık ile aydınlatıldığında siyah gözükebilir. Objektifler ilk kamera sayılan camera obscuradan bu yana gelişme göstererek optik kusurları neredeyse tamamen giderilmiş hale gelmişlerdir. Geniş açı , normal odaklı ve tele objektif olarak kabaca 3 gruba toplanabilir. Aynı zamanda sabit odaklı ve değiştirilebilir odaklı(zoom) objektifler olarak iki ayrı grupta da toplanabilir. (Devamı...) |
![]() Romulus, Roma şehri'ni beraber kurduğu kardeşi Remus'u öldürerek tahtın tek sahibi olmuştur. Remus, Romulus ile dalga geçtiği için Romulus'un Remus'u öldürdüğü sanılır. Gerçekte yaşayıp, yaşamadığı bilinmeyen Romulus'un tarihsel bir kişi olduğu şüphelidir. İtalyan mitolojisine Etrüskler (Tuskiler) aracılığıyla geçmiş olan bir söylencedir. Türklerin mağarada kurt tarafından beslenen çocuk motifi ile birebir aynıdır. Romus ve Romulus iki (veya ikiz) kardeştirler ve Roma şehrini kurmuşlardır. Bir ırmağa bırakılırlar ve dişi bir kurt onları sudan çıkararak bir mağarada emzirir. Daha sonra çiftçi bir aile tarafından bulunarak evlat edinilirler. Roma şehrini kurmak için de kurt tarafından emzirildikleri yeri seçerler. Bu yerin etrafını çevirirken tartışmaya başlar ve kavga ederler bunun üzerine Romulus kardeşi Romus’u öldürür. Böylece kurduğu kent devletinin ilk hakanı kendisi olur. Kardeşleri besleyen Lupa kara renkli olarak betimlenir. (Devamı...) |
- 21 Mart
![]() |
![]() |
- 22 Mart
![]() Çoğu optik olay ışığın klasik elektromanyetizma tanımı ile açıklanabilmektedir. Işığın elektromanyetik tanımlarını tam anlamıyla pratikte kullanmak zordur. Pratik (uygulanabilir) optikte genelde basitleştirilmiş modeller kullanılır. Bu modellerin en yaygını olan geometrik optik; ışığı bir demet olarak ele alır ve ışığı yüzeylerden yansırken, geçerken bükülen bir çizgi varsayar. Fiziksel optik ise ışığın daha kapsamlı bir modelidir. Geometrik optikle açıklanamayan dalga, kırınım, girişim olaylarını barındırır. Tarihsel olarak ışığın demet temelli modeli dalga modelinden önce geliştirilmiştir. 19. yüzyılda elektromanyetik teorideki gelişim ışık dalgalarının aslında elektromanyetik dalga olduğunu göstermiştir. Bazı optik fenomenleri dalga parçacık ikiliğini ortaya çıkarır. Bu etkiler kuantum mekaniği ile açıklanır. Işığın parçacık modeli söz konusu olduğunda ışık foton adı verilen parçacıkların birleşimi olarak modellenir. Kuantum optiği, kuantum mekaniğini optik sistemlerine uyarlar. (Devamı...) |
![]() Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar; "Bursa'da Zaman" şiiri ile geniş bir okuyucu kitlesi tarafından tanınmış bir şairdir. Şiir, hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi gibi birçok türe yönelen Tanpınar, Yirmi Beş Senenin Mısraları” adı altında beş yazılık bir deneme serisi de yayımlamıştır. TBMM VII. dönem Maraş milletvekilidir. 23 Haziran 1901'de Şehzadebaşı’nda doğdu. Babası Gürcü asıllı Hüseyin Fikri Efendi, annesi Nesime Bahriye Hanım’dır. Tanpınar, ailenin üç çocuğundan en küçüğüdür. Çocukluğu, kadı olan babasının görev yaptığı Ergani, Sinop, Siirt, Kerkük ve Antalya’da geçti. Annesini Kerkük’ten yaptıkları bir yolculuk sırasında 1915’te tifüsten kaybetti. Lise öğrenimini Antalya’da tamamladıktan sonra yükseköğrenim için İstanbul’a gitti. Halkalı Ziraat Mektebi'nde bir yıl yatılı olarak okuduktan sonra 1919 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne girdi. Yahya Kemal’in öğrencisi oldu. Yahya Kemal onun şiir zevkinin, millet ve tarih hakkında görüşlerinin oluşmasında önemli rol oynadı. Celâl Sahir Erozan’ın bir şiir ve hikâye toplamı şeklinde yayımladığı seriden “Altıncı Kitap”’daki “Musul Akşamları”, yayımladığı ilk şiir oldu (Temmuz 1920) Yahya Kemal’in çıkardığı Dergâh’ta 1921-1923 arasında 11 şiiri yayımlandı. 1923 yılında Şeyhî’nin Hüsrev ü Şirin adlı mesnevisi üzerine yazdığı lisans teziyle Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu. (Devamı...) |
- 23 Mart
![]() 10 veya 15 cm boya sahip olan domates bitkisinin hafif odunsu bir gövdesi vardır. 10–25 cm uzunluğunda olan yapraklarının üzerinde 5-9 yaprakçık bulunur. Yaprakları tüylüdür. 1–2 cm uzunluğunda ve genellikle sarı olan domates çiçekleri bir sap üzerinde 3-12 adettir. Genellikle kırmızı, yenilebilen meyvesi yabani bitkilerde 1–2 cm çapında iken, kültür bitkilerinde daha büyüktür. Çoğu vitamin bu meyvede bulunur ve kanseri önleyici yapısı vardır. Bu vitamin ve önleyici mineraller domatesin kabuğunda bulunur. ABD'de 1893 yılında mahkeme sebzelerle birlikte saklanıp yenildiğinden onu sebze diye sınıflandırmıştır fakat gerçekte meyvedir. Domatesin ilginç bir tarihi vardır. Bolivya ve Peru'da yabani sarı renkli bir domates türü bulunmuş ve sonra Meksika'da yetiştirilip, Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşfinden sonra Avrupa'ya gemilerle gönderilmiştir. İtalyanlar sarı renginden ötürü onu altın elma olarak adlandırdı, ama çok geçmeden kırmızı türleri ortaya çıktı. Domates ABD'de ilk defa Thomas Jefferson tarafından yetiştirildi. Ama pek çok insan zehirli olduğuna inanarak yemeyi reddetti, ta ki 1900'e kadar. Uzun zaman önce, pek çok Avrupalı için aşk elmasıydı, çünkü insanları romantik yaptığına inanılıyordu. (Devamı...) |
![]() Shakespeare Stratford-upon-Avon'da doğdu ve yetişti. 18 yaşında, Anne Hathaway ile evlendi ve üç çocuğu oldu: Susanna, ve ikizler Hamnet ile Judith. 1585 ile 1592 arası, Londra'da bir aktör, yazar ve Lord Chamberlain's Men (daha sonra King's Men olarak da bilinir) adında bir tiyatro şirketinin sahibi olarak başarılı bir kariyere başladı. Ölmeden 3 yıl önce 1613'te, 49 yaşındayken Stratford'da emekli olarak görülür. Shakespeare'in kişisel yaşamına dair bazı kayıtlar günümüze ulaşmıştır. Fiziksel görünüşü, cinsel yönelimi, dini inançları, ve başkaları tarafından yazılıp ona atfedilen eserler olup olmadığı hakkında önemli tahminler yürütülmüştür. Shakespeare bilinen eserlerinin çoğunu 1589 ile 1613 yıllarında üretti. İlk oyunları çoğunlukla komedi ve tarihîydi, bu türlerle 16. yüzyıl sonunda kültür ve sanatın zirvesine yükseldi. Daha sonra 1608'e kadar trajedilere yöneldi, İngilizce'nin en iyi ürünlerinden bazıları kabul edilen Hamlet, Kral Lear, Othello, ve Macbeth'i bu dönemde yazdı. Son aşamasında, dram olarak da bilinen trajikomedilerini yazdı, ve diğer oyun yazarlarıyla işbirliği yaptı. Oyunlarının birçoğu hayatı boyunca değişik kalitede ve doğrulukta basınlarda yayınlandı. (Devamı...) |
- 24 Mart
![]() Gökyüzünün en ünlü sarmal gökadalarından biridir. Bu gökada ve ona eşlik eden (NGC 5195) amatör gözlemciler tarafından kolayca gözlemlenebilir, hatta iki gökada da iyi bir dürbünle gözlenebilir. Girdap Gökadası; özellikle sarmal kollar ve etkileşen gökadaların, yapılarının daha iyi anlaşılabilmesi için çalışan profesyonel gökbilimciler için, oldukça popülerdir. Girdap gökadası, Lord Rosse tarafından 1845 yılında keşfedilmiştir. Etkileşen gökada NGC 5195, 1781 yılında Pierre Méchain tarafından keşfedilmiştir. 1845 yılında Girdap Gökadası'nı ilk defa sarmal gökada olarak tanımlayan, İrlanda'da Birr şatosunda inşa ettiği 72 inç'lik teleskobuyla Lord Rosse olmuştur. Gökada çifti için M51 tanımlaması yapılabilir ancak bireysel olarak tanımlanmak istenirse (NGC 5194) için M51A, (NGC 5195) için M51B kullanılır. 2005 yılında görünür parlaklığı 14 olan (SN 2005cs) süpernovası gözlemlenmiştir. On yıl öncesine kadar NGC 5195'in gerçekten eşlik eden bir gökada mı yoksa uzaktan geçen bir gökada mı olduğu kesinlik kazanmamıştı. Radyo gökbilimi ile elde edilen M51 Radyo fotoğrafları, kesin bir etkileşim gerçeğini göstermiştir. (Devamı...) |
![]() Fučík öğrencilik yıllarında siyasal çalışmalara katıldı, yazılar yazmaya başladı. Bir yandan Trovba, Rude Pravo ve Halo Noving gibi komünist gazetelerde makaleler yayımlarken bir yandan da yeraltı çalışmalarını sürdürdü. 1930'da gizlice Sovyetler Birliği'ne gitti. 1934'teki ikinci gidişinde bu ülkede iki yıl kaldı, Orta Asya'yı dolaştı. Çekoslovakya'nın Almanlar tarafından işgal edilmesi üzerine Komünist Yeraltı Hareketi'nin önderlerinden biri olarak illegal yayınlar çıkardı ve yönetti. 1942'de tutuklandı, on sekiz ay süren tutukluluğunun ardından Berlin'de katledildi. Fučík, tutukevinde kaldığı süre içinde yazdığı ve yaşamının bu son dönemine ait izlenimlerini içeren "Reportaz psana na opratçe" (Darağacından Notlar) adlı kitabı Çek bir gardiyan yardımıyla parça parça dışarıya kaçırılmış ve Fučík'in ölümünden iki yıl sonra karısı tarafından bastırılmıştır. (Devamı...) |
- 25 Mart
![]() Lama genel olarak 1-2 m boyunda olup, 15 cm uzunluğunda bir kuyruğa sahiptir. Omuzları yerden 1-2 metre yüksektir. Ağırlığı 70-140 kg civarında olup, narin bir vücudu, uzun bir boynu ve uzun ince bacakları vardır. Develerden farklı olarak sırtında hörgüç bulunmaz. Başı küçüktür, uzun bir çene kısmı, uzun kulakları ve fırlamış gözleri vardır. Postu kaba ve yünlüdür. Dişilerde tüyler boyun ve ayaklarda kısadır. Her hayvanda olduğu gibi lamaların da bir savunma sistemi vardır. Lamaların savunma sistemi; fazla yaklaşıldığında tükürmeleridir. Tehdit hissettiği anda karşı tarafa tükürerek oradan hızla uzaklaşır. Ayrıca, büyüdükleri çevreden de fazla uzaklaşmazlar. Ağustos ve eylül aylarında çiftleşirler. Gebelik 11 ay sürer. Yeni doğan yavru anne tarafından dört ay emzirilir. Lama 2.5 - 3 yaşlarında üremeye başlar. (Devamı...) |
![]() Çok erken bir yaşta resme ilgi duymaya başladı. Şarap tüccarı olan Bouguereau'nun ailesi, genç William’ın da aile işine girmesini istediler. Bir müşteri babasını, genç Bouguereau‘yu Güzel Sanatlarda okutmaya inandırdı. İzleyen yıllarda Bouguereau resim yapmayı ve çalışmayı beraber yürüttü. Daha sonra bir resim yarışmasında birincilik aldı. Buradan Paris’e gitti. François-Edouard Picot’nun stüdyosuna ve ardından da Paris’in Güzel Sanatlarına kabul edildi. 19. yüzyılın birçok ressamı gibi Bouguereau da biçem konusunda kendini dikkatle eğitti. Bir resmi çizmeye başlamadan önce nesnesinin tarihini iyice gözden geçirir ve resmin sayısız taslağını tamamlardı. Erken resimlerinin çoğu klasik tarih ya da mitolojiden alınan çıplak figürler ve dinsel konular üzerineydi. Özellikle köy çocuklarını konu alan çalışmalarıyla tanınan sanatçı güzel köy çocukları çizdiği için de sık sık bir Romantik olarak görülürdü. Çocuk portrelerindeki sıcaklığı, klasiklere olan bağlılığı ve usta renk kullanımı Bouguereau‘un resimlerinin en dikkat çekici yanlarıdır. (Devamı...) |
- 26 Mart
![]() Tibet bir zamanlar bağımsız bir krallık olan Tibet'in özgürlüğünü destekleyenler tarafından Çin'in bu bölgeyi 1950'de tarafından işgal edildiği iddia edilmektedir. Çin Halk Cumhuriyeti ise bu bölgeyi ele geçirerek politik bir özerklik verdiğini belirtmekle birlikte Tibet'in yalnızca 1913-1950 yılları arasında Çin'in politik nüfuzundan çıktığını, bölgenin tarihi olarak Çin'e ait olduğunu düşünmektedir. Tibet'in kendi kültür ve zenginliklerinin "kültürel bir soykırım"a tabi tutulduğu da iddialar arasındadır. Çin hükümeti ise bu "kültürel soykırım" iddialarının gerçek dışı olduğunu savunmaktadır. 1959'da Çin yönetimine karşı bir isyan başlatan Dalay Lama, barışın sağlanamamasının ardından Hindistan hükümetinin daveti üzerine Hindistan'a gitmiştir . Günümüzde Çin ile Sürgündeki Tibet Hükümeti arasında Tibet'in ne zaman Çin'in bir parçası olduğu ve Çin'in Tibet'i egemenliği altına alma geçerliliği konusunda anlaşmazlıklar bulunmaktadır. (Devamı...) |
![]() 2 Eylül 1666 tarihinde başlayan ve 3 gün boyunca kentte hüküm süren Büyük Londra Yangını'ndan sonra, 1668 yılında, kentte başlatılan bayındırlık çalışmaları çerçevesinde yıkılmış St Paul Katedrali'nin onarım görevi diğer 52 mahalle kilisesi ile birlikte Christopher Wren'e verildi. Bir önceki katedralin plan ve çizimlerine göre, eski katedralin üzerine bir yenisini inşa etme önerisi 1669 yılında reddedildi. 1670-1673 arasında tasarladığı Yunan Haçı biçimindeki çizimlerde çok radikal olduğu gerekçesiyle geri çevrildi. Üçüncü ve kabul gören tasarımın yapımına 1675 yılının haziranında başlandı. (Devamı...) |
- 27 Mart
![]() Magma, içeriğindeki SiO2 oranına göre dört gruba ayrılabilir. > %63 ise Asidik Magma, %63-%52 ise Ortaç Magma, %52-%45 ise Bazik Magma, < %45 ise Ultrabazik Magma olarak adlandırılır. Magmanın katılaşmasıyla magmatik kayaçlar oluşur. Üç tür magmatik kayaç vardır. Bunlar derinlik, yarı derinlik ve yüzey kayaçlarıdır. Magmanın sıcaklığı yaklaşık 2000 derecedir. Eğer magma derinlerde soğursa iri kristaller oluşur. Derinlerde magma ile ortam arasındaki ısı farkı azdır. Çünkü derinlere inildikçe yerin ısısı artar. (jeotermal gradyan -1km'de 33 °C) Magma ile ortam arasında ısı farkı az olduğu için iri kristaller oluşur. Derinlik kayaçları tamamen iri kristallerden oluşur. Ve kristaller yaklaşık eş boyutludur. Magma yarı derinlikte soğursa hem iri hem de küçük kristaller oluşur. Yarı derinlik kayaçları,başka bir deyişle damar kayaçları tamamen kristalli ve kristaller iki farklı tane boyutundadır. (Devamı...) |
Hamrun'da Lyceum ve Qormi yerel ilköğretim okuluna gitti. 1965 yılında sanat bölümünden mezun olduğu Malta Üniversitesine gitti. Kısa bir süre öğretmen olarak çalışmalarına devam etti ve noter oldu. 1975 yılında avukat olarak mezun oldu. Hemen bir hukuk danışmanı olarak Genel İşçi Birliği tarafından işe alındı ve böylece önemli bir deneyim elde ederek 25 yıl birliğin içinde çalıştı. 1995'te Avrupa hukuku üzerine doktara (Magister Iuris) yaptı. 1982 yılında, Qormi FC başkanı olarak hizmet verdikten sonra Malta Futbol Federasyonu başkanlığına seçildi. Başkanlığı döneminde önemli değişikliklere giderek eğitim alanları, spor salonu ve fizik tedavi kliniği ve altyapı geliştirilmiştir. Malta millî futbol takımının oyuncularına profesyonel olarak ilk kez eğitimleri ile meşgul olunmuştur. On yıl sonra, 1992 yılında İşçi Partisi içinde sorumlu olarak bir rol aldı. Abela 1996 yılında partinin seçim zaferi ardından Başbakan Alfred Sant'ın bir hukuk danışmanı olarak atandı ve bu nedenle kabine toplantılarınada katıldı. Başbakan Alfred Sant ile anlaşmazlığa düştükten sonra 1997 yılında bu görevinden istifa etti. 1998 yılında erken seçim çağrısı bildirildi. (Devamı...) |
- 28 Mart
![]() İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan Isparta'ya 29 Kasım 2007 günü saat 23:20'de havalanması gerekirken, Priştine seferinden geç dönmesi nedeniyle 30 Kasım'da saat 00:51'de toplam 50 yolcu ve 7 mürettebat ile İstanbul'dan kalkış yapan KK4203 sefer sayılı uçak, saat 01:36'da Süleyman Demirel Havalimanı'na inişe geçtiği sırada Isparta'ya 18 km mesafede Keçiborlu'da düştü. Atlasjet Havayolları başkanı Tuncay Doğaner kazadan kimsenin sağ kurtulamadığını açıkladı. Atlasjet'in World Focus Havayolları'ndan kiralamış olduğu uçak bir McDonnell Douglas MD-83 idi. Uçak kaza esnasında World Focus Havayolları pilotları tarafından kumanda edilmekteydi. Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi'ndeki bir fizik konferansına katılmak üzere uçakta bulunan nükleer fizikçiler Engin Arık, Fatma Şenel Boydağ ve yanlarında bulunan 4 akademisyen kazada hayatını kaybedenler arasındaydı. Yerel görevlilerin ve gazetecilerin açıklamalarına göre uçak Keçiborlu ilçesine bağlı Çukurören ve Kılıç köyleri arasındaki 1830 m rakımlı Türbetepe'de, orman gözetleme kulesine yakın bir yerde bulundu. Uçak bulunduğunda iki parçaya ayrılmış, gövdesi ve arka kısmı ayrı yerlere düşmüş durumdaydı. Bir kanadı ve motoru bir tepenin üzerinde iken gövdesi 150 metre aşağıda bulunmaktaydı. Kaza sonucu kokpit kısmı da gövdeden ayrılmıştı. Bagajlar, cesetler ve enkaz geniş bir alana dağılmış ve polis tarafından kordonla çevrilmişti. (Devamı...) |
![]() İlk yıllarda daha çok pembe dizilerde yer alan Natalia Oreiro, daha sonraki yıllarda sinema filmlerinde başrol aldı. Müzikal kariyeri, ilk sinema filmi Un Argentino en New York'ta seslendirdiği "Que Sí, Que Sí" ile başlayan sanatçının ilk albümü Arjantin'de çift platin plak, Yunanistan, İsrail ve Slovenya'da altın plak kazandı. İkinci albümü Tu Veneno ile de Arjantin'de 2000 yılında ilk, 2002 yılında ikinci altın plak ödülünü kazandı. 2002 FIFA Dünya Kupası'nda Uruguay millî futbol takımının "vaftiz annesi" (ispanyolca: madrina) seçildi. 2006 yılında başrolünde oynadığı Sos mi vida dizisindeki Esperanza Muñoz - La Monita rolü ile 2006 Martín Fierro Ödülleri'nde "en iyi komedi (kadın) oyuncusu" seçildi. 2010 yılında Esquire dergisinin "Yaşayan En Seksi Kadın Atlası"nda yer aldı. Carlos Oreiro Poggio ve Mabel Iglesias Bourié'nin kızı olan Natalia, henüz çocuk yaşta Coca-Cola, Pepsi ve Johnson & Johnson gibi dünyaca ünlü markaların reklamlarında boy göstermeye başladı. Sekiz yaşından on dört yaşına kadar drama dersleri aldı. On beş yaşında Latin Amerika'nın en önemli şovlarından biri olan El Show de Xuxa'ya katıldı ve birinci oldu. On altı yaşına geldiğinde Uruguay'dan Arjantin'e taşınmaya ve kariyerini orada devam ettirmeye karar verdi. 17 yaşında MTV de VJ'lik yaptı. 1995 yılında Dulce Ana adlı dizide rol aldı. 90-60-90 modelos (1996) adlı dizinin oyuncu listesine de ismini yazdıran Natalia, asıl çıkışı Valeria rolünü oynadığı, Arjantin'de ve birçok ülkede tanınmasını sağlayan Ricos y famosos (1997) adlı dizi ile yaptı. Daha sonraki yıl ise şöhret olmak isteyen, hırslı bir genci oynadığı sinema filmi Un Argentino en New York (1998) ile seyircinin karşısına çıktı. Film, Arjantin'de 1998 yılında Titanik filminden sonra en çok izlenilen film oldu ve filmi toplam 1.634.702 kişi izledi. (Devamı...) |
- 29 Mart
![]() Euthyphron Sokrates'in Savunması ve Kriton diyalogları birbirinin devamı niteliğindedirler. Sokrates, MÖ 399 yılında Meletos adlı bir genç tarafından gençlerin ahlakını bozmak ve dinsizlik suçlamalarıyla açılan dava için mahkemeye gelmiştir. Savunma mahkeme sürecini, Kriton mahkeme sonrasını, Euthyphron ise mahkemenin hemen öncesini anlatır. Yani eser Sokrates'in Savunması’nın önceli olma özelliğini taşır. Eserde İki konuşmacı vardır. Diyaloga ismini veren Euthyphron ve Platon’un hocası Sokrates. Cinayet işlediği için babası tarafından cezalandırılan bir kölenin istem dışı ölmesi üzerine Euthyhron babasına dava açmak için mahkemeye gider. Sokrates’in ise kendi aleyhine açılan dava için mahkemeye gitmesi iki konuşmacının yollarını kesiştirir ve dindarlık üzerine bir sohbet başlar. Euthyhron babasının istemeyerek de olsa bir köleyi öldürmesini dini açıdan bir lekelenme olarak görür. Yani mahkemeye geliş amacı onu dinsizlik ile suçlamaktır. Diyalog içerisindeki görüşleriyle ve öne sürdüğü din ve dindarlık hakkındaki argümanlarıyla Euthyhron Antik Yunan’daki muhafazakar düşünceyi ya da muhafazakar kimliği temsil etmektedir. Diyalog altı bölümden oluşmaktadır. (Devamı...) |
![]() Uzun süren sinema kariyeri boyunca, Hollywood'un baş aktörlerinden biri olarak görülen Al Pacino, 25 Nisan 1940'ta New York, Doğu Harlem'de dünyaya geldi. Oyunculuk dersleri alan Pacino, zaman zaman çıktığı gösterilerde oyunculuğunu geliştirdi. 1966 yılında Actors Studio'da eğitim için hak kazandı. Daha sonra James Earl Jones ile çalıştığı The Place Creep'te rol aldı. 1967-68 tiyatro sezonunda zalim bir sokak serserisini oynadığı The Indian Wants the Bronx ile Obie Ödülleri En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı. Al Pacino'nun Broadway'de sahneye çıktığı ilk oyun Does the Tiger Wear a Necktie?'dır. Her ne kadar oyun kırk gösterimden sonra kaldırıldı ise de Pacino, topluma uyum sağlayamayan bir uyuşturucu bağımlısını canlandırdığı rolüyle Tony Ödülü'nün sahibi oldu. Al Pacino'nun kariyerindeki ilk filmi, 1969 yılında çevirdiği Me, Natalie'dir. Buradaki başarısıyla, yapımcılığını Paramount'un üstlendiği, Francis Ford Coppola'nın The Godfather (Baba) filminde Michael Corleone rolünü oynamaya hak kazanacaktır. Bu filmdeki performansı ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ına aday gösterildi. Çareyi Broadway oyunlarına dönmekte buldu ve başrolünü oynadığı The Basic Training of Pavlo Hummel ile ikinci kez Tony ödülünün sahibi oldu. Pacino'nun daha sonra rol aldığı filmleri, homoseksüel bir seri katilin peşinde olan bir polis memurunu canlandırdığı Cruising ve Author Author adlı komedi iş yapmadı. 1983 yılında Brian De Palma'nın yönettigi, şiddeti bol Scarface (Yaralı Yüz) ise ilk gösterildiğinde sinemanın kült filmleri arasındaki yerini aldı. (Devamı...) |
- 30 Mart
![]() İki tür saha bulunmaktadır: küçük ve standart. Her biri dresaj hareketlerinin arena çevresinde nerede yer alacağını belirten harfler bulunmaktadır. Küçük arena 20m boy ve 40m ene sahiptir ve 3 günlük düşük seviye dresaj aşamaları burada yapılır. Sahanın dışındaki harfler girişten başlamakla beraber saat yönünde A-K-E-H-C-M-B-F dir. Ortada D-X-G harfleri ve en ortada X bulunur. Standart arena 20m boy ve 60m ene sahiptir ve (USEF İlk Seviye ve yukarısı) dresaj faaliyetleri burada yapılır. Harfler A-K-V-E-S-H-C-M-R-B-P-F dir. Köşelere en yakın mesafe 6m ve bu noktaların birbirine uzaklığı 12m dir. En ortada X olmak üzere sahanın ortasındaD-L-X-I-G harfleri bulunmaktadır. (Devamı...) |
![]() Alfons Mucha, Moravya'nın Ivančice kentinde doğdu. Resim yapmak çocukluğundan beri onun ilk aşkı olmasına rağmen, şarkı söylemekteki yeteneği, Moravya'nın başkenti Brünn'deki liseye devam edebilmesini sağladı. Moravya'da dekoratif çizim işlerinde çalıştı. Genelde teatral sahne çizimleri hazırladı. Daha sonra, 1879'da hem sanatsal eğitimini ilerletmek hem de önde gelen bir Viyanalı tiyatro tasarımı firmasında çalışmak üzere Viyana'ya gitti. 1881 yılında bir yangın çalıştığı firmayı yok edince tekrar Moravia'ya dönerek dekoratif ve portre çizimleri konusunda serbest olarak çalıştı. Nikolsburg'lu Kont Karl Khuen, Mucha'yı Hrušovany Emmahof Kalesi'ni duvar resimleri ile süslemesi için kiraladı ve çalışmalarından çok etkilendiği Mucha'nın Münih Güzel Sanatlar Akademisi'ndeki resmi eğitimi için sponsor olmaya karar verdi. Mucha 1887'de Paris'e taşındı. Dergiler ve reklamlar için çizimler yaparken, bir yandan da Académie Julian ve Academie Colarossi'deki çalışmalarına devam etti. 1894'te, Theatre de la Renaissance'da sahne alan Sarah Bernhardt'ın tanıtımı için lithographed tekniği ile bir poster hazırladı. Mucha'nın renkli ve stilize poster sanatı ona ün ve pek çok ödül kazandı. Mucha resimler, posterler, reklam afişleri ve kitap çizimlerinden oluşan zengin bir ürün yelpazesi sunarken aynı zamanda mücevher, halı, duvar kağıdı ve tiyatro setleri de hazırladı. Çalışmaları daha sonra Art Nouveau stili olarak anılacak olan ekole dahildir. Mucha'nın çalışmaları genellikle Neoklasik bir tarzda giyinmiş güzel sağlıklı kadınları resmeder. Arka planda genellikle girift çiçek desenleri betimlenir ve bazen bu çiçekler kadınların başlarında bir hale şekline dönüşür. Sanatındaki art nouveau tarzı çoğunlukla taklit edilmiştir. Ancak Mucha daima sanatının herhangi bir moda akımından ziyade içten gelen bir stilistik form olduğunu belirtti. Sanatın sadece ruhani mesajı iletmek için varolduğunu iddia etti. Ticari işlerinden elde ettiği ün ve başarı onu asıl yapmak istediği sanatından uzaklaştırdı. (Devamı...) |
- 31 Mart
![]() İki tür saha bulunmaktadır: küçük ve standart. Her biri dresaj hareketlerinin arena çevresinde nerede yer alacağını belirten harfler bulunmaktadır. Küçük arena 20m boy ve 40m ene sahiptir ve 3 günlük düşük seviye dresaj aşamaları burada yapılır. Sahanın dışındaki harfler girişten başlamakla beraber saat yönünde A-K-E-H-C-M-B-F dir. Ortada D-X-G harfleri ve en ortada X bulunur. Standart arena 20m boy ve 60m ene sahiptir ve (USEF İlk Seviye ve yukarısı) dresaj faaliyetleri burada yapılır. Harfler A-K-V-E-S-H-C-M-R-B-P-F dir. Köşelere en yakın mesafe 6m ve bu noktaların birbirine uzaklığı 12m dir. En ortada X olmak üzere sahanın ortasındaD-L-X-I-G harfleri bulunmaktadır. (Devamı...) |
![]() Alfons Mucha, Moravya'nın Ivančice kentinde doğdu. Resim yapmak çocukluğundan beri onun ilk aşkı olmasına rağmen, şarkı söylemekteki yeteneği, Moravya'nın başkenti Brünn'deki liseye devam edebilmesini sağladı. Moravya'da dekoratif çizim işlerinde çalıştı. Genelde teatral sahne çizimleri hazırladı. Daha sonra, 1879'da hem sanatsal eğitimini ilerletmek hem de önde gelen bir Viyanalı tiyatro tasarımı firmasında çalışmak üzere Viyana'ya gitti. 1881 yılında bir yangın çalıştığı firmayı yok edince tekrar Moravia'ya dönerek dekoratif ve portre çizimleri konusunda serbest olarak çalıştı. Nikolsburg'lu Kont Karl Khuen, Mucha'yı Hrušovany Emmahof Kalesi'ni duvar resimleri ile süslemesi için kiraladı ve çalışmalarından çok etkilendiği Mucha'nın Münih Güzel Sanatlar Akademisi'ndeki resmi eğitimi için sponsor olmaya karar verdi. Mucha 1887'de Paris'e taşındı. Dergiler ve reklamlar için çizimler yaparken, bir yandan da Académie Julian ve Academie Colarossi'deki çalışmalarına devam etti. 1894'te, Theatre de la Renaissance'da sahne alan Sarah Bernhardt'ın tanıtımı için lithographed tekniği ile bir poster hazırladı. Mucha'nın renkli ve stilize poster sanatı ona ün ve pek çok ödül kazandı. Mucha resimler, posterler, reklam afişleri ve kitap çizimlerinden oluşan zengin bir ürün yelpazesi sunarken aynı zamanda mücevher, halı, duvar kağıdı ve tiyatro setleri de hazırladı. Çalışmaları daha sonra Art Nouveau stili olarak anılacak olan ekole dahildir. Mucha'nın çalışmaları genellikle Neoklasik bir tarzda giyinmiş güzel sağlıklı kadınları resmeder. Arka planda genellikle girift çiçek desenleri betimlenir ve bazen bu çiçekler kadınların başlarında bir hale şekline dönüşür. Sanatındaki art nouveau tarzı çoğunlukla taklit edilmiştir. Ancak Mucha daima sanatının herhangi bir moda akımından ziyade içten gelen bir stilistik form olduğunu belirtti. Sanatın sadece ruhani mesajı iletmek için varolduğunu iddia etti. Ticari işlerinden elde ettiği ün ve başarı onu asıl yapmak istediği sanatından uzaklaştırdı. (Devamı...) |